BÜYÜLEYİCİ ŞEHİR – LONDRA!

londra-bridge-tower-kopru-manzarasi

Londra denildiğinde tabii ki akla ilk gelen,Clock Tower (saat kulesi), Birmingham Palace, London Eye vb. figüleriyle büyük, büyüleyici metropol bir şehir geliyor! Sık sık seyahat eden biri olarak, en fazla gittiğim şehirlerden birisi de İngiltere’nin başkenti Londra; ve her gidişimde sürekli aynı yerleri gördüğüm için artık bana çok da fazla bir şey ifade etmiyordu diyebilirim.

Fakat bu gidişimde, gerçekten bir” Londra’lı” gibi şehri keşfetme şansım oldu ve sadece 2 günde Londra gözümdeki eski büyüleyiciliğini kazandı! Londra gerçekten yaşanılacak, gezilecek ve çok keyif alınabilecek bir şehir! Metro sistemi o kadar iyi ki, tarfik olsa dahi sizi rahatsız etmiyor çünkü neredeyse her yere metro ağları kurulmuş. London Eye’dan aşağıya doğru yürüdüğünüzde, yol boyunca sokak göstericilerinin etrafına doluşmuş, büyük bir ilgiyle gösteri izleyen insanlarla aynı coşkuyu yaşıyorsunuz, biraz ileride Southbank Centre’ a çıkıp tepeden nehri izlerken içkinizi yudumluyorsunuz! Bu sene benim için ilginç olan bir diğer şey de, nehrin yanına kadar inip ayaklarımı suya sokacak kadar yaklaşabilmek oldu! Bir anda önüme çıkan kapıdan aşağı inince, küçücük bir, kumsalla karşılaştım ve oradaki manzarayla tekrar büyülendim!

Yürümeye devam ettiğinizde, tam Londra Köprüsüne (London Tower Bridge) bakan harika bir barda içkinizi yudumluyorsunuz ve sabah çıktığınızda ne kadar dinç ve fresh seniz kendinizi hala aynı şekilde hissediyorsunuz!

Londra’nın diğer bir güzelliği, heryerde yeşilin hakim olması… şehrin tam merkeiznde bile harika parklar ve bahçeler var… Cadde de yürürken bir anda Russel Square Gardens’a girip çimlere yayılabiliyorsunuz, ya da 1 saati ücretsiz olan bisikletlerden kiralayıp parkları, hatta şehri keşfe çıkabiliyorsunuz.

Bir Pazar günü ise yapılabilecek en güzel şey şüphesiz Oxford Street’ te alışveriş! Burada her türlü mağazayı bulmanız mümkün! Pound TL kurunda yüksek olduğu için, Türkiye’de de olan mağazalardan alışveriş yapmak çok mantıklı değil. Fakat bu caddede Türkiye’de olmayan bir çok farklı seçenek bulabilirsiniz. Tabii ki bütün turistlerin uğrak yeri olan PRIMARK mağazasına gitmeden dönmemelisiniz. Primark çok ucuza bir çok şeyi bulabileceğiniz bir yer… primark’ tan çıktığınızda ise karşı köşeden HYDE PARK’a girebilir, kahvenizi çimlere yayılarak içip yorgunluk atabilirsiniz. Buradan elinizde paketlerle eve dönmek de hiç o kadar zor değil, hemen köşeden Marble Arch durağına inip metro alırsanız, çok kısa bir, süre sonra evinizde, ya da otelinizdesiniz! Akşam ise Piccadily’ e gidip, arka caddedeki Momo’ da güzel bir akşam yemeği yiyebilir, sonrasında ise sadece 5 dakika yürüyüp SOHO’ da kapanış içkilerinizi içebilirsiniz.

Kasvetli, yağmurlu dedikleri Londra’yı bu sefer yağmuruyla, kasvetiyle bile çok sevdim – bir de güneşli bir hava varsa büyülenmemeniz kesinlikle mümkün olmayacaktır J